Altılılar İlk Ölür
-
YazarМаринина Александра
Küçük bir tesadüf en iyi planı bozabilir, ancak doğru çözümü bulmaya yardımcı olamaz. Anastasia Kamenskaya, karmaşık suçları araştırırken bunu defalarca deneyimledi. Sıradan ev işleri, kitabın kapağındaki çizim birdenbire anlaşılmaz bir şekilde kopuk gerçekleri net bir resim haline getiriyor. Yurt dışına değerli metallerin sızması ile Moskova çevresindeki bir manyak arasında nasıl bir bağlantı var? Bir polis memuru ile ofiste öldürülmüş tuhaf bir memurun ortak yanı nedir? Gerçekler, ancak sezgilerin şimşeği onlara çarptığında konuşur. Bu an için Nastya, küçük ayrıntıları defalarca kontrol etmek, uykusuz kalmak ve insanüstü bir baskıya dayanmak zorunda kalacak. Ama bu aydınlanma anı her şeyden daha değerli. Gerçekten, çok daha değerli... "Marinina sadece polisiye romanlar yazmakla kalmaz, aynı zamanda sonsuz sorulara da yanıt verir. Yazar, okuyucularına, destek, ipucu ve doğru yolu gösterme ihtiyacı duyan iyi ve deneyimli bir öğretmen gibi yaklaşır. İyimser ve pratik olan Marinina, 'nasıl yaşanır' sorusunu kendine sorar ve okuyucuların bu dünyada daha iyi bir yaşam için kendi yollarını bulmalarına yardımcı olmaya çalışır. Polisiye romanlarıyla Marinina, modern bir 'duyguların yetiştirilmesi' romanı yazmaktadır: yazarın temel amacı, eğlence yoluyla eğitimdir." — Anatoliy Vishevskiy, Grinnell College, ABD "Aleksandra Marinina'nın birçok romanı Rusya'da televizyona uyarlanmış, Almanya'da ise radyo oyunlarına dönüştürülmüştür. Bu uyarlamaların amacı izleyicileri ve dinleyicileri aynı şekilde etkilemek olduğundan, film ve radyo oyunu sadece ek sanatsal eserler değil, aynı zamanda Aleksandra Marinina'nın başarısının gizemine nüfuz eden ilginç yorumlardır." — Sarah Hägi, Köln Üniversitesi, Almanya "Edebiyatın sanatsal ve popüler türleri arasındaki diyaloglarda, spontane bir konuşma izlenimi yaratmak için farklı 'yazılı sözlü' stilizasyon yöntemleri bulunabilir. A. Marinina'nın romanlarındaki günlük dil olağanüstü canlıdır, bu da karşılıklı hitap biçimlerinde, nezaket tonlarında ve kullanılan duygusal kelime dağarcığında kendini gösterir." — Wolfgang Stadler, Leopold Franzens Üniversitesi, Innsbruck, Avusturya



