Seni Tanımıyorum
Gerçek katil her zaman çok yüzlüdür. Ama er ya da geç kendini ele verir… Sessiz sorgu pratiğiyle alışılmadık bir dedektiflik hikayesi. Şüpheliye soru sormaz, sadece içsel durumunu dikkatle dinler. Suçlu mutlaka kendini ele verir. Moskova'da genç sanatçı David gizemli koşullarda ölür. Polis, bunun uyku ilacı aşırı dozundan intihar olduğuna inanır. Ancak dedektif Timofey Lotosky farklı düşünüyor. Sanatçının arkadaşı Alisa'nın olaya karışıp karışmadığını araştırıyor. Kız çok garip davranıyor: Kendine mektuplar yazıyor, David ile ilişkilerini ayrıntılı analiz ediyor; bu, hayattayken sanatçıyı depresyona sürüklüyordu. Ayrıca ölüm haberi üzerine çok sakin ve hatta neşeli tepki veriyor. Timofey, hiç soru sormadığı, sadece sessizce iç durumu 'tarayan' alışılmadık sorgu sistemiyle Alisa ile çalışmaya başlıyor. Ve kariyerinde ilk kez, karşılık olarak hiçbir şey 'duymuyor', sanki doğru kişiye hitap etmiyor... Sinematografik bir hikaye; sonunda her şey altüst oluyor. Çözülmemiş suçun tedirgin atmosferi tam anlamıyla hissediliyor: gece şehrinin gizemli siluetleri, beklenmedik telefon çağrıları, boş sorgu odasının yankılı sessizliği...



